GAZİ OSMAN PAŞA’NIN HAYATI

Gazi Osman Paşa’nın Doğumu

Asıl adı Osman Nuri olan Gazi Osman Paşa, 1258 tarihinde Tokat’ta dünyaya geldi. Babası İstanbul Kereste Gümrüğünde kâtip olarak görev yapan Mehmed Efendi, annesi ise Şâkire Hatun’dur.

Gazi Osman Paşa’nın Askeri Hayatı

Ailenin tek erkek evladı olan Osman, daha yedi sekiz yaşlarında iken ailesiyle beraber İstanbul’a babasının yanına gitti. Önce Beşiktaş Askerî Rüşdiyesi’ne, daha sonra 1844’te dayısının ders nâzırı bulunduğu askerî hazılık mektebine yazıldı. Burada 5 yıllık tahsilini tamamlayıp Mekteb-i Harbiyye’ye girdi ve 1853 yılında mülâzım-ı sânî (teğmen) rütbesiyle okuldan mezun oldu. Erkânıharp sınıfına kaydolduysa da Kırım Harbi’nin çıkması sebebiyle Rumeli’deki orduya göderildi. Savaşta göstermiş olduğu yararlılık ve kahramanlık dolayısıyla rütbesi 21 Mart 1855’te mülâzım-ı evvelliğe (üsteğmen) yükseltildi. Kırım Harbi son bulunca İstanbul’a dönerek kaydolduğu Erkânıharp sınıfına devam etti. Bu tahsilin ardından bir süre Erkânıharp Dairesi’nde çalıştı ve bir yıl sonra kolağası (yüzbaşı ile binbaşı arasındaki rütbe) oldu.

1859’da Osmanlı ülkesinin nüfus sayımı ile kadastro metodunda haritasının çizilmesinin kararlaştırılması ve bu arada Bursa ilinden başlanmasına hükümetçe karar verilmesi üzerine bu hizmete askerî temsilci olarak atandı ve iki yıl bu vazifede hizmet etti. 1861’de Rumeli Ordusu’nda görevi icra ettikten sonra Suriye’de başlayan Yûsuf Kerem isyanı sebebiyle Cebelilübnan’a gönderildi ve burada mühim hizmetlerde bulundu.

1866’da Girit’te baş gösteren ayalanması sebebiyle buraya yollandı. Adı geniş ölçüde ilk defa bu harekatta gösterdiği gayret ve fedakarlık sayesinde duyuldu. Bilhassa Serdârıekrem (padişahın katılmadığı savaşlarda orduya başkomutanlık eden sadrazama verilen ad)  Ömer Paşa’nın takdirini kazandı, rütbesi miralaylığa (albay) yükseltildi ve kendisine üçüncü dereceden Mecidiye nişanı verildi.

1868’de gönderildiği Yemen’deki başarıları ile de mirlivâ (tuğgeneral) oldu. Fakat Yemen’in havasına uyum sağlayamadığı için  hastalandı ve 1871’de İstanbul’a döndü. Birkaç aylık hava değişiminden sonra Üçüncü Ordu’nun redif livâlığına tayin edildi, bir süre Manastır da, ordunun merkezinde kaldı.

1873 yılında Yenipazar Tümeni kumandanlığına atandı ve kendisine feriklik (tümgeneral ile korgeneral arası bir rütbe) rütbesi verildi. Ardından İstanbul Merkez Kumandanlığı’na atanan Osman Paşa, görevde bir müddet kaldıktan sonra önce Arnavutluk’ta bulunan İşkodra kumandanlığına ve daha Bosna Kumandanlığına gönderildi.

Bosna Valisi Derviş Paşa ile aralarının bozulması üzerine 1875’te merkezi Erzurum olan Dördüncü Ordu Erkânıharp Başkanlığı’na tayin edildiyse de Balkanlar’ın tam bir kargaşa içinde bulunması sebebiyle aynı yıl Niş’e gönderildi. Daha sonra boşalan Vidin kumandanlığına getirildi. Sırp Prensi Milan’ın 2 Temmuz 1876’da Osmanlı’ya savaş ilân etmesi esnasında Rus generallerinin kumanda ettiği Sırp ordusunu bozguna uğrattı.

Asıl şöhretini burada kazandığı zaferlerle elde etti. Kendisine ikinci rütbeden Mecidiye nişanı ile 1876’da müşirlik (maraşel) rütbesi verildi.

24 Nisan 1877’de Ruslar Osmanlı’ya savaş ilân ettikleri sırada Osman Paşa Vidin’deki Garp Ordusu kuvvetleri kumandanlığında görev yapıyordu. Gazi Osman’a verilen emir üzerine Vidin’den 25.000 kişilik ordusu ile 7 Temmuz 1877 tarihinde Plevne’ye ulaştı ve burada gerekli sahra istihkamlarını inşa ettirdi.

Ruslar’ın 8 Temmuz 1877’de Alman asıllı General Schilder kumandasında başlattıkları saldırılara karşı koyarak unutulmayacak bir zafer elde etti. Türkler için Plevne Zaferi olarak tarihe geçen bu zorlu çatışma, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşlarında Ruslar’ın Rumeli cephesinde yedikleri ilk darbe oldu.

Takviye alan Rus kuvvetleri Plevne üzerine 18 Temmuz’da ikinci defa taarruza geçtiler. Aldıkları takviye ile aske sayıları 60.000’e ulaşmıştı. Ayrıca 40-50 parça top bulunuyordu. Osman Paşa’nın ordusu ise 33.000 askerden ibaretti; ordunun top sayısı ise 58’di. 18 Temmuz  sabahı başlayıp 26 saat süren bu savaşta gösterilen kararlı bir müdafaanın ve ardından yapılan güçlü bir taarruzun  sonucunda Ruslar bir defa daha hezimete uğradı.

Tuna Nehrirtrtrtrterwtreterterrrrytdyudyudyudeyueyureytuetyuetyueyuetyueytueytuy

Rumenler’in de savaşa katılmasını sağlayan Rus Kuvvetleri, 7-11 Eylül tarihleri arasında yapılan III. Plevne Muharebesi’nde de başarı kazanamadı. (Üstüste aldığı yenigiler sonucunda Rus liderlerini karamsarlık ve güvensizlik sarmış, hatta Grandük Nikola Tuna Nehri nin gerisine çekilmeyi dahi teklif etmiş, lakin İmparator ve Rus Savaş Bakanı Milivtin tarafından bu görüşten vazgeçirilmiştir.)  Bu muzafferiyet üzerine Osman Paşa’ya Gazilik unvanı verildi.

Birbiri ardınca başarısızlığa uğrayan Ruslar ise Plevne’yi 13 Eylül’de kuşatma altına aldılarsa da uzun süren bu kuşatma sırasında mühimmat ve yiyecek sıkıntısı çekmeye başlayan kale müdafileri huruç hareketinde bulunmaya karar verdi. 10 Aralık sabahı 40.000 askerden oluşan ordusunu iki gruba ayıran Paşa, Vid suyunu geçmeye çalıştığı sırada Rus ve Rumen topçularının ateşi sonucu bir şarapnel parçasıyla yaralandı.

Erkânıharp zâbitlerinin (subay) yapılabilecek başka bir şeyin olmadığını belirtmeleri üzerine de teslim olmak zorunda kaldı. Bir süre Bugot, Bükreş, Harkof ve Rusya’da tutsak bir hayat yaşadı. İstanbul’a dönüşü için Sultan Abdülhamid  Han, Serasker Müşir Rauf Paşa’yı yâver-i ekremîlik (emir subayı)  ve büyük elçilik pâyeleriyle Petersburg’a gönderdi. İçinde Gazi Osman Paşa’nın da bulunduğu heyetin İstanbul’a gelişi (12-13 Mart 1878) görkemli bir törenle kutlandı.

Plevne Fatih’i Gazi Osman Paşa, 14 Mart 1878’de Hassa Ordusu müşirliğine getirildi. 5 Kasım 1878’de de Hassa müşirliği görevinde kalmak üzere Mâbeyin müşiri oldu ve vefat edinceye kadar bu görevde kaldı (hatta ölümünden sonra dahi yerine başka bir tayin yapılmadı.)

Bunun yanı sıra seraskerliğe(sadrazamlık görevi bulunmaksızın ordunun komutanlığını yapan vezirlere verilen şan) getirildiyse de Doğu Rumeli’nin istilâsı üzerine savaş taraftarı olmakla suçlanarak görevinden alındı. Yaverlik sıfatı, mefharet, I. rütbeden Mecîdî ve imtiyaz nişanlarına ek olarak Papa da dahil kendisini takdir eden yabancı devlet başkanları ve hükümdarlar tarafından birinci rütbeden nişanlarla mükâfatlandırılan  Gazi Osman Paşa, 1897 de Osmanlı-Yunan Savaşı’nda Edhem Paşa’dan harbe dair kati bir cevap gelmemesi ve basında Yunanlılar’ın galibiyetinden söz edilmesi üzerine 23 Nisan 1897’de Başmüfettiş sıfatıyla harekati yürütmek üzere muharebe meydanına gönderildi.

Gazi Osman Paşa, askerî şahsiyeti yanında sırasında siyasî faaliyetlerde de bulundu. İngilizler’in Osmanlı nın üzerinde tatbik ettikleri baskı politikasına karşı İstanbul’da bulunan müslüman gruplar arasında sağlam bir yer edinerek dinî grupların birliğini sağladı. Hindistan, Mısır ve Arabistan’daki İngiliz karşıtı gruplarla da bağlantılarda bulundu.

Yıldız Sarayı’nda ordunun ıslahını ele alan komisyon çalışmalarına da katıldı. Yapılacak ıslahat faaliyetinin Avrupa tesirinden uzak ve öz değerlere bağlı olması gerektiğini savunarak aksi fikirdeki ıslahat komisyonu kararlarına muhalefet etti. Bu meseleden dolayı kendisiyile Sadrazam Hayreddin Paşa arasındaki siyasî mücadele Hayreddin Paşa’nın 16 Temmuz 1879’da görevinden istifa etmesine neden oldu.

Muhaliflerinin fikir ve eğilimlerine şiddetle karşı çıkması, aleyhinde birtakım suçlamalara yol açtı. Bu suçlamaları incelemek üzere padişahın emriyle kurulan komisyon kararıyla, iddiaların asılsız birer suçlama olduğunu ortaya koydu. Sarayda bulunduğu süre içinde dış politika konularında Sultan Abdülhamid Han’ı etkilemeye çalıştı. 4-5 Nisan 1900 yılının Cuma gecesi vefat etti ve Fâtih Sultan Mehmed Türbesi yanına defnedildi.

Gazi Osman Paşa’nın Türbesijdhjdhjjdghjhgjfghghgjdhjdhjdhjdjdjjlskmhsitlkhjsfdlhkjşdgjhadşgjkhafgşjkahdfgkjadfhgjdahg

Haşiye (Dipnot)

Osman Paşa iyi derecede Arapça, kısmen Farsça ve Fransızca biliyordu. Ferik Neşet Paşa’nın kız kardeşi Zâtıgül Hanım’la yaptığı evlilikten Nûreddin, Kemâleddin, Cemâleddin ve Hüseyin Abdülkadir adlarında dört çocuğu olmuştur. Torunları halen İstanbul, Kahire ve Paris’te yaşam sürdürmektedir.

Hakkında Recep Sakar

Ayrıca kontrol et

OSMAN GAZİ KİMDİR?

I. Osman veya Osman Gazi, 1258 yılında Söğüt'te doğmuştur. Dedesinin Süleyman Şah veya Gündüz Alp adlı Kayı Beyı olduğu bilinmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir