ORHAN GAZİ KİMDİR?

BURSA’DAN EDİRNE’YE (1326 – 1362)

Orhan Gazi Ve Ailesi

Osmanlı İmparatorluğu kurucusu Osman Gazi’nin oğlu olup doğum tarihi tartışmalıdır. Orhan Gazi’nin annesi Malhun Hatun’dur. (1299) Nilüfer’le izdivaç ettiğinde “yiğit” (genç) diye anılmış olmasından hareketle bu tarihte on sekiz yaş civarında olduğu düşünülebilir. Rivayetilere göre, tutsak edilen Yarhisar tekfurunun kızı Nilüfer’le (Lülüfer, Rumca Luludia/çiçek) evlendirilmiş, Süleyman ve Murad bu evlilikten doğmuştur.

Orhan Bey Dönemi Olayları

Bursa, Iznik ve İzmit’in Fethi ve Pelekanon Zaferi

Orhan Gazi’nin saltanatı 1324 şubatından 1362 martına kadar 38 yıl, 1 ay sürer (daha açık tarihlerin teklifi şimdilik mümkün değildir). Bu müddet, Osmanlı hükümdarları içinde Ertuğrul Gazi, Kaanûnî, Osman Gazi ve IV. Mehmed’den sonra 5.’dir.

Bursanın Fethinden sonra Orhan Gazi için hedef, İznik’tir. İznik o dönemler Bursa’dan mühim bir şehir olup, Anadolu’daki Bizans beldelerinin en büyüğü idi.

Büyük Konstantin tarafından Hristiyan dininin akidelerini saptayan en mühim meclis burada toplandığı için,, tarihî ve mânevî bakımdan da büyük bir önemi vardı. 1204’ten 1261’e kadar 57 yıl da Bizans’lıların başkenti olmuştu.

Nihayet Kocaeli yarımadasının ağzını kapamak bakımından stratejik ehemmiyeti büyüktü. İznik Gölü’ne hâkim olan kuvvetin önünde İznik Körfezi ve Kocaeli yarımadası açılırdı. Yeni başkent Bursa ise, Bizans‘ın gözünde ikinci derecede bir şehirdi. Ancak Türkler’in elinde büyük bir şehir olmuştur.

Fetihten 9 sene sonra (1335) Bursa’yı ziyaret eden büyük Arap seyyahı İbnü Battûta (Türkçe trc., I, 333-42), Bursa’yı büyük bir şehir olarak tarif etmektedir. Bursa’nın Türkler tarafından yeniden bina edilircesine kurulduğunu ve genişletildiğini söyleyebiliriz. Öyle ki, 1375’e doğru Anadolu’nun en büyük şehri hâline gelmiş, Karamanoğulları’nın Konya’sını dahi geçmiştir.

Bursa’nın uzun bir ablukadan sonra Bizans’tan hiçbir ciddi yardım görmeden düşmesi Orhan Bey’in ehemmiyetini Bizans’a anımsatmış oldu. Türk hükümdarının İznik hakkındaki niyetleri şüphesiz Bizans’ın bilmediği birşey değildi. İznik’ten vazgeçmek ise, pek çok şeyden vazgeçmek demekti. Hiç olmazsa Asya yakası ile irtibatı kesme neticesini doğururdu.

1329 senesinde Orhan Gazi, İznik’i aldı. Türler’i İznik Gölü üzerinden uzaklaştırmak ve şehri geri almak isteyen imparator III. Andronikos Paleologos, mühim bir kuvvetle Orhan Gazi’nin üzerine yürüdü.

Türk hükümdarı, 8.000 askeriyle İzmit Körfezi üzerinde batıya doğru ilerliyordu. Gebze Darıcası civarında Pelekanon mevkiinde Osmanlı tarihinin ilk mühim meydan muharebesi meydana geldi. Bu muharebe için 2 mart 1331 tarihi verildiği gibi, 1329 haziran tarihi de ileri sürülmektedir. İkinci ihtimale göre, İznik’in düşmesinden birkaç hafta sonradır. Hattâ başka bir rivayete göre, bu zaferden sonra İznik şehri Türkler’e teslim olmuştur.

(XV. asrın ikinci yarısına kadar Osmanlı tarihi için hele gün tarihleri bakımından sağlam kronolojiye malik olunmadığı unutulmamalıdır. Bu tarihler de, en son tetkiklerin neticelerinde ortaya çıkmıştır. Eski ve klâsik kitaplardaki tarihlerin hemen çoğu yanlıştır. Pelekanon meydan muharebesinin Boğaziçi’ne ancak 40 km. mesafede cereyan ettiğini hatırlamak lâzımdır).

Orhan Gazi’nin teşebbüsü düşmana bırakmadan müthiş bir taarruza geçmesi, Bizans ordusunu anında dağıttı. III. Andronikos’un yaralanması ve 2 imparatorluk prensinin öldürülmesi üzerine panik başladı. Muharebe meydanını ölüleriyle dolduran Bizanslılar ve İmparator, Istanbuľa kadar kaçtılar. Türkler’in kaybı 275 şehidden ibaretti. Türkler, Bizans ordusunun ve İmparator çadırının bütün ağırlıklarını ganimet olarak ele geçirdiler.

Bu muharebede, Orhan Gazi’nin yanında kardeşi Pazarlı Bey de bulunmuştur. Orhan Gazi’nin ikinci 0ğlu Murad Bey, «Bey Sancağı» denen Bursa sancakbeyi olarak başkentte bulunuyordu; fakat küçük bir çocuk olduğu için sancakbeyliği bir unvandan ibaretti.

Veliaht Şehzade Süleyman Paşa İznik önlerindeydi. İznik’in fethi, Avrupa’da yankı uyandıran mühim bir hâdise idi. Türkiye devletinin de 1074’ten I.Haçlı Seferi’ne kadar ilk başkenti İznik’di. Türkler’in iki buçuk asır önceki tehditlerinin tekrarlandığı şüphesizdi. Yeni bir Haçlı dalgası bu tehdidi gene asırlar için uzaklaştırabilir miydi? 325 din adamının toplandığı İznik’in meşhur Ayasofya kilisesi camiye çevirildi. Halktan arzu edenlerin taşıyabilecekleri her şeylerini alarak Bizans topraklarına gitmelerine müsaade edildi. Lakin Türk idaresindeki asayişe meftun olan halkın pek az bir kısmı bu istekte bulundu.  Yalnız İznik tekfuru ile maiyeti Istanbul’a gitti.

Pelekanon, Bizans için büyük bir darbeydi. İmparator adayı Kantakuzinos’un atının vurulup yere düşmesi ve III. Andronikos’un korku içinde muharebe meydanını terketmesi, Bizans’ın zaten sınırlı olan mânevî gücünü sıfıra indirmiştir.

(Hammer’in “İmparatorluğun İstanbul’dan sonra ikinci şehri” dediği (Fransızca trc., I, 135) İznik’in düşmesi, Avrupa’da olduğu gibi Bizans’ta da ümitsizlik uyandırdı. İmparator Büyük Konstantin’in 318 piskoposu topladığı ve asırlarca sonra diğer bir konsilde de kiliselerde tasvire mesağ verildiği Ayasofya’nın camie tahvil edilmiş olduğu haberi, büsbütün teessür yarattı (Hammer, I, 142).)

Veliaht-Şehzade Süleyman Paşa’nın yaptırdığı medrese, annesi Nilûfer Hatun’un yaptırdığı imaret, bizzat Orhan Bey’in kurduğu medrese ve imaretin yanında yer aldı.

1334’te Gemlik, 1335’te Armutlu fethedildi. İznik Gölü Türk’leştirildikten sonra, İzmit Körfezi’nin güney kıyıları da Türk devletine katıldı. Akça Koca, ona izâfeten “Kocaeli” denen tarafları fethetmiş ve onun ölümünden sonra Şehzade Süleyman Paşa, Kocaeli sancakbeyi olmuştu. Bu suretle Karadeniz sahillerine çıkılmıştı. Fakat İzmit ve İzmit Körfezi’nin kuzey kıyıları daha Bizans’ta bulunuyordu.

(Bu fetihlerde Akça Koca’nın yanında Konur Alp da önemli bir rol oynamıştır. Akça Koca Kandıra’da, Konur Alp ise Akyazı’da gömülüdürler.)

İznik fethedilince, Kocaeli sancağının merkezi oldu ve birkaç yıl sonra İzmit de fethedilince, velîahdin idaresindeki bu sancak, Boğaziçi’ne daha yakın olan İzmit’e nakledildi. Bursa’nın gerçek idaresinin Orhan Gazi’nin kardeşi Alâeddin Bey’de olduğu tahmin edilebilir.

İzmit, ancak üçüncü ciddî girişimle alınabilmiştir. İlk girişimde şehir hattâ kısa bir zaman için Türkler tarafından işgal edilmişti. İznik’in düşmesi üzerine tekrar kuşatıldıysa da kısa bir süre sonra bu kuşatma kaldırıldı. Bu kuşatmayı kaldırtmak için imparator III. Andonikos, bizzat şehrin imdadına koşmuştu.

Nihayet ocak 1337’de sonuncu kuşatmaya dayanamayan şehir, Türkler’e teslim oldu. Şehrin tekfuru Prens Paleologos, emrindeki adamları ve mallarını alıp Istanbul’a gitti.

Karesı Beyliği’nin İlhâkı (1345)

Bundan sonra batıya da genişlemek, Istanbul Boğazı’na yaklaşıldığı nisbette Çanakkale’ye yaklaşmak icâb ediyordu. Çünkü yalnız bir taraftan tutulan Marmara ile büyük stratejik güç kazanmak mümkün olamazdı. Bu küçük iç deniz iki taraftan kıskaçlandığı takdirde kıskaç sahibine imparatorluk tacını giydirebilirdi.

Batıda, Karesıoğulları vardı ve Dânişmendoğulları’ndan indikleri için Osmanoğulları’ndan daha asîl oldukları iddiasında idiler. Fakat Çanakkale Boğazı’nın Asya yakasını tutmanın stratejik nimetlerini takdir edecek dehada bir şahsiyet yetiştiremedikleri için, Osmanlılar’ın kucağına düşmeleri mukadderdi.

Daha Bizans, Güney Marmara’dan tamamen kovulmuş değildi. Osmanlı krallığı ile Karesı prensliği arasında Bizans’a ait birtakım topraklar vardı: Mihalıç, Kirmastı, Karacabey gibi ki bunlar 1342’de fethedilmiştir. Bu suretle 1342’de Bizans’ın güneyden Marmara ile irtibati kesilmiş gibidir. 1345’te Manyas Gölü ile Kapıdağı yarımadası da Osmanlılar’a geçmiş, nihayet 1352’de Marmara Adaları da alınıp Bizans, Trakya’ya atılmıştır.

Karasıoğulları’ndan bazı prenslerin Osmanlı hizmetine girmeleri ve hanedanda rekabet mevcut olması, çeşitli prenslerin çeşitli çevrelerde hüküm sürmeleri, Osmanlılar’ın işini kolaylaştırmış ve hiçbir kanlı vuruşma olmadan ilk defa olarak bir Anadolu Türkmen Beyliği, Osmanlılar’a katılmıştır.

Balıkesir’in ve çevresinin yani Karası Beyliğinin Osmanlılar’a geçişi üzerinde ileriye sürülen birçok tarihin içinde 1345 yılının gerçek veya gerçeğe çok yakın olduğu, hâdiselerin incelenmesi neticesi tezâhür eylemektedir. Yalnız Bergama’da Karasıoğulları mukavemet etmişlerse de, onlara göre pek güçlü olan Osmanlılar’a baş eğmek mecburiyetinde kalmışlardır.

Edremit Körfezi ile Çanakkale Boğazı arasında uzanan bir şerit 1360 yıllarına kadar Karasıoğulları’na bırakılmışsa da, 1345’ten sonra bunların bir Osmanlı sancak beyinden farklı olmadıkları âşikârdır.

Karesı beyliğinin ilhâkı şu bakımdan da Osmanlı gücünü ehemmiyete şâyan bir miktarda arttırdı ki, Karası askeri ve bilhassa bunların çok değerli kumandanları, Osmanlı hizmetine geçti. Bu kumandanlar, Çanakkale Boğazı’nı çok iyi tanıyorlardı. Gazi Fâzıl Bey, Ece Halil Bey, Evrenos Bey, bilhassa gerçek bir askerî dehaya sahip olan Hacı İlbeyi, bu kumandanların en mümtazlarıdır. Bunlardan Evrenos Bey’in torunları zamanımıza kadar gelmiş ve Evrenosoğulları, XVII. asra kadar Osmanlı akıncı beyleri ailelerinin en meşhurlarından birini teşkil eylemişlerdir.

Velîahd-Şehzâde Süleyman Paşa’nın maiyetine verilen bu pek değerli müşavirler sayesinde Rumeli’ne Orhan Gazi’nin fethettiği yerler arasına girmiş, Anadolu’nun bir parçası olarak ebedî Türk yurdunu tamamlamıştır.

Orhan Gazi Döneminde Yapılan Önemli İşler

  • Atlı ve Yaya olarak ilk düzenli askeri birlikler kuruldu.
    Osmanlı’nın ilk parası olan Gümüş Akçe bastırıldı.
    İlk Vezir atandı,
  • ilk defa Divan Teşkilatı kuruldu.
    İznik’te ilk Medrese açıldı.
  • İlk Müderris olarak Kayserili Davut atandı
    İlk Kadı tayini yapıldı
  • Fethin kalıcılığını sağlamak amacıyla ilk İskan uygulamasını başlattı.
  • İlk defa Sancağa Çıkma uygulamasını başlattı.

Orhan Gazi’nin Ölümünde Osmanlı Devleti

Hakkında Recep Sakar

Ayrıca kontrol et

OSMAN GAZİ KİMDİR?

I. Osman veya Osman Gazi, 1258 yılında Söğüt'te doğmuştur. Dedesinin Süleyman Şah veya Gündüz Alp adlı Kayı Beyı olduğu bilinmektedir.

Bir yorum

  1. Pingback: OSMAN GAZİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir